Yapımı 537’de tamamlanmış, imparatorluklar görmüş geçirmiş, deprem ve yangınlarda zarar görse de yeniden restore edilmiş, 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiş ve 2020 yılında cami statüsüyle yeniden açılmış kutsal bir mekândan bahsedeceğiz bugün; Ayasofya’dan…
Ayasofya, Bizans İmparatorluğu zamanında inşa edildi ve yüzyıllar boyunca dini bir merkez olarak kullanıldı. 1453 yılında Osmanlı İmparatorluğu İstanbul’u fethettikten sonra fethin bir nişanesi olarak Ayasofya’yı camiye çevirdi. Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi o günden bugüne Müslümanlar için kutsiyetini korudu. 1934 yılından beri müze statüsünde olan Ayasofya 2020 yılında halka açılarak cami statüsüne kavuşturuldu. Ayasofya Cami’ne giderek namazınızı eda edebilir, zamanında atalarımızın yürüdüğü bu topraklara secde edebilirsiniz.
Uçur Tur olarak bu yazımızda Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi içindeki önemli destinasyonlardan bahsedeceğiz. Keyifli okumalar dileriz.
Bahçedeki Yapılar
Binlerce yıllık imparatorluklara ibadet merkezi olmuş Ayasofya’nın her bir köşesinde tarihten ve o imparatorluklardan izler görmek mümkün. Bahçe bölümünde Theodiosios döneminden kalan bazı sütün başlıkları vardır ki bu başlıklar aslında pagan dönem eserleridir. Hemen arka kısımda Osmanlı döneminden kalan sütün başlıklarını görmek mümkün. Üzerindeki geleneksel motifleri yakından inceleyebilirsiniz. Sütunların hemen arkasında ise Padişah türbeleri yer alıyor: 3. Murat Türbesi ve 2. Selim Türbesi, 3. Mehmet Türbesi. Ayasofya Camii, Osmanlı Devleti için o kadar önemliydi ki üç şehzade de vefat edecekleri zaman bu bahçeye defnedilmek istemişlerdir. Türbeleri gezerek şehzadelere dualarınızı sunabilirsiniz. Avludaki şadırvan 1. Mahmud tarafından yaptırılmış bir Lale Devri eseridir aynı zamanda.
Ayasofya’ya özellikle Osmanlı döneminde bazı yeni yapılar eklenmiştir. Sultan Abdülmecid Muvakkithanesi, Ayasofya Fatih Medresesi, 1. Mahmud Sıbyan Mektebi bunlardan bazıları. Muvakkithane; namaz vakitlerinin ve saatin tespit edildiği yere verilen isimdir ve Ayasofya içerisine de böyle bir yapı Sultan Abdülmecid zamanında inşa edilmiştir. Dönemin insanları, köstekli saatlerine buraya uğrayarak ayarlamışlar ve bu sayede namaz vakitlerine zamanında katılmışlardır. Ayasofya Fatih Medresesi; Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethettikten sonra Ayasofya’daki papaz odalarını medreseye dönüştürdüğü, burada gençlere eğitim verilmesini istediği yerdir. 1934 yılında tamamen yıkılmış, günümüzde ise eski yapısına uygun bir şekilde yeniden inşa edilmiştir. Bahçede yer alan diğer bir yapı 1. Mahmud Sıbyan Mektebi ise çocuk ve gençlerin eğitim görmesi için yapılmıştır. Ayasofya’nın bahçesini gezerken gezerken dinimizde ilim irfanın ne kadar önemli olduğunu bu yapıları gördüğünüzde bir kez daha anlayacaksınız.
Giriş
Ayasofya Camii’ne girerken sizleri ilk olarak 4. yüzyıldan kalma devasa tunç kapı kanatları karşılıyor. Biraz ilerleyip yukarıya doğru baktığınızda ise bir mozaik resim görüyorsunuz. Resim; İstanbul ve Ayasofya’nın Hz. Meryem ve Hz. İsa’ya sunulduğunu anlatan bir eser. Zamanda yaptığınız bu yolculuk gerçekten baş döndürücü.
Burada en çok dikkat bölüm Sultan Abdülmecid’in Tuğrası’nın bulunduğu duvar. Abdülmecid, zaman içinde yıkılacak duruma gelmiş Ayasofya’yı iyileştirmek için Mimar Sinan’ı çağırarak burayı yeniden ayağa kaldırır. Ayasofya’nın günümüze gelmesinde büyük katkıları olan Abdülmecid, bu şekilde onurlandırılmıştır.
Burada sizleri devasa bir İmparator Kapısı karşılıyor. Hemen eşikte Romalı muhafızların nöbet beklerken zaman içinde oluşturdukları ayak izlerini görmeniz mümkün. Bu bölümde birçok mozaik resim ve kaplama var. Bunlar, ibadet saatlerinde kapatılırken diğer saatlerde sergileniyor.
İç Mekân
Ayasofya’nın eşsiz mimarisini anlamak kubbelerine bakmakla başlıyor. Ortada bir ana kubbe, yanlarında iki yarım kubbe yer alıyor. Yapıldıktan 30 yıl sonra çöken ana kubbe yeniden yapılsa da zaman içinde yine birçok hasar oluşuyor. Mimar Sinan’ın 1537 yılında kubbeyi onarması, yanlara takviye duvarları örmesiyle yapı güçleniyor ve Ayasofya bu sayede günümüze kadar gelebiliyor. 1500 yıllık bu tarihi yapının günümüze ulaşmasında Osmanlı Devleti’ndeki saray erkanının verdiği destekler oldukça önemli.
İç mekânın üst kısımlarında peygamber efendimiz ve ehlibeytin isimlerinin yazılı olduğu büyük levhalar asılı. Bu levhaları, hattat Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Sultan Abdülmecit döneminde yazmış, eser sonrasında Ayasofya Camii’ne getirilmiştir. Çapları 7,5 metre olan bu levhalar, İslam sanat eserleri arasında yapılmış en büyük levha olma özelliği taşıyor.
Orta alanda Sultan 3. Murad’ın getirttiği Antik Roma’dan kalma mermer küpler yüzyıllar boyunca içine soğuk şerbetler doldurularak kullanılmıştır. İç mekânda; 1. Mahmud’un kütüphanesini, 4. Murad’ın hediye ettiği mermerden oyma Vaaz Kürsüsü, Fatih Sultan Mehmet’in namaz kıldığı bölümü, Roma İmparatorluğu’ndan kalma taç giyme töreninin yapıldığı alan olan Ompholyon’u ve daha fazla tarihi eseri görebilirsiniz.
Üst Kat
Üst katta genellikle Hristiyan döneme ait mozaik ve ikonalar bulunmakta. Burayı gezerken; Roma İmparatoru Aleksandros’un mozaiğini, Kraliçe’nin ibadeti izlediği protokol taşının bulunduğu Kraliçe Locasını, Hristiyan din görevlilerinin çalışması odası kapısını, İmparator’un özel görüşme ve toplantılarını yaptığı Tılsımlı Kapı’yı, ortada Hz. İsa, solda Hz. Meryem ve sağda Hz. Yahya’nın ümmeti için şefaat dilediği Mahşer Yeri İkonası’nı, Venedik Kralı Henry Dandolla’nın mezarını, Roma Kraliçesi Zoe ve 4. eşi Konstanyin Monamakos ikonasını, mermere kazılı Viking askeri Hawdon’un yazısını görebilirsiniz.
Gece Ayasofya Turu
Ayasofya’ya yalnızca ibadet etmek için gidebildiğiniz gibi rehber eşliğinde Ayasofya tarihini dinleyerek de gezebilirsiniz. Tarihçi ve sanat tarihçisi Talha Uğurluel ile Gece Ayasofya Turu’na katılarak Ayasofya’nın ulvi kubbesi altındaki maziyi yeniden keşfedebilir, tarihin tozlu sayfalarındaki hikayeleri dinleyebilir ve akşam namazını bu tarihi kubbe altında eda edebilirsiniz. Tur hakkında detaylı bilgi almak ve kayıt yaptırmak için Uçur Tur’la iletişime geçebilirsiniz.